Kanyon Sporu

Beni paylaş!

Merhabalar ben Mutlu GÜLEÇ,

14 Ocak 1983 İstanbul doğumluyum. 30 yaşıma kadar pek fazla şehir dışına bile çıkmışlığım olmamıştır. Kafamı işten güçten kaldırabildiğim vakitlerde Kadıköy-Taksim ve arkadaş ziyaretleri arasında gidip gelmişimdir sıklıkla. İşim gereği tüm günüm neredeyse trafikte ve şantiyelerin rutubet kokulu, tozlu, bitmemiş odalarında bulunurdum. 

Astım hastalığımın olduğunu nefes darlığı şikayetiyle doktora gittiğimde öğrendim. Çalıştığım ortamın beni ciddi sağlık problemlerine sokabileceği konusunda doktorum sarkastik bir şekilde uyarmıştı. Bir gün; Fenerbahçe’nin o güzel ağaçlarla dolu sokaklarından geçip, hareket halindeki araçların olduğu caddeye girince fark ettim temiz havanın varlığını. Berrak yağmur suyuna bastığımızda hemen bulanıklaşması -bulanık sudaki berraklığın azınlığı- gibiydi. O gün; ağaçların, suyun ve temiz havanın bol olduğu bir yerde konaklama gereksinimimin önüne geçemiyordum. Sigara tiryakisinin sigaraya duyduğu yoksunluk hissiydi yaşadığım. 

Doğum gününde hediye paketlerini açan küçük bir çocuğun heyecanına/sevincine boğulup, bilgisayarın başına geçtikten sonra kamp alanları ya da kamp turu yapan firmaları araştırmaya başladım. Böylece kendimi ait  hissettiğim doğa ortamına atacak ilk kampımı gerçekleştirdim. Doğaya olan geçirmişliğimin ve ihmalkarlığımın cezasını, kendisine karşı doyumsuz olmakla çekiyorum…

Kanyon Sporu ile Tanışmam

Doğa yürüyüşleri, kaya tırmanışları, zirve tırmanışları, ip inişleri derken kendimi en son kanyonlarda buldum. Korku ve heyecanın doruk noktasını, tabiatın el değmemiş ürpertici güzelliklerinde yaşadım.Kanyon bildiğiniz üzere akarsuyun bir yeri oyarak meydana getirdiği derin, dar, dolambaçlı boğaza denir. Bazen, kanyon sporuyla uğraştığımı söylediğimde “Kamyon? ” diye bir ifadeyle karşılaşıyorum. Kanyon sporuyla; kampta tanıştığım bir arkadaşımın bilgilendirmesi ve benim merakımı çekmesi sonucunda, KAD Kanyon Araştırma Derneği’nde aldığım eğitimler sayesinde tanıştım. Bu eğitimlerde; istasyon kurma, düğüm atma, ipe girme tekniklerinin yanı sıra ipe nasıl girilip iniş gerçekleşmesi gerektiğini öğrendim… Fazla ayrıntıya girerek click bait haberler gibi can sıkıcı olmak istemiyorum. Ben sadece yaşadığım güzel ve kötü tecrübeleri anlatmak istiyorum.

Önce Dikkat Edilmesi Gerekenler

Kısaca, maceramız kanyonun tepe noktasından başlar -ki ilk ipten indiğiniz noktadan itibaren kanyonu bitirmek gerekir çünkü geri dönüş neredeyse imkansızdır-, suyun seviyesinde bir yerlerde son bulur. Kanyona girdiğimiz andan itibaren tam konsantrasyon halinde olmalısınız ve dikkat bütünlüğünü korumak zorundasınız. Özellikle yorgunluk haline büründüğünüzde çabuk bitsin düşüncesi dikkatinizin dağılmasına sebep verir. Bunun önüne geçmek için; bağırın, çığlık atın, şarkı söyleyin vs. Dikkatiniz dağıldığı andan itibaren olası kazalara davet çıkarma potansiyeliniz oldukça fazla. Kendimden örnek vereyim: Kastamonu Horma Kanyonu’nun çıkışına yakın 10 metrelik bir şelale iniş noktasında, ipi Sekizli ATC ye takmam gerekirken karabinaya takmıştım, son anda ekip arkadaşım beni uyarıp olası bir kötü durumun önüne geçmişti. Bilmelisiniz ki, İlk ipe giriş yaptığınız andan itibaren kendinizden ve ekip arkadaşlarınızın güvenliğinden son derece sorumlusunuzdur.

Kanyona girmeden önce ve içindeyken enerji veren besinlere öncelik tanımanız gerekmektedir. Özellikle karbonhidrat ağırlıklı beslenmek gerektiğini unutmayınız. Kanyon içerisindeyken özellikle sulu kanyonlarda, yeri gelecek ekip arkadaşınıza merdiven olacaksınız, yerin gelecek ekip arkadaşınızı çekeceksiniz yeri gelecek köprü olacaksınız. Tüm bunları yapabilmek için yeterli miktarda beslenmiş olduğunuza gerçekten emin olmalısınız ki taşıdığınız yük de cabası. 

Kanyonun sert tarafından çok fazla bahsedip sizleri korkutmak istemem. Bir de diğer güzel taraflarından bahsetmek istiyorum sizlere.  Bilirsiniz insanoğlunun, özellikle piknikçilerimizin gittiği yerlere çöp atmak ve çevreyi kirletmek gibi kötü bir dikkatsizlik yönleri var. O yüzden ormanın ne kadar derinlerine girersem gireyim hep insan artığıyla karşılaşıyorum bu beni derinden üzüyor. Manzara ne kadar güzel olursa olsun o insan artığı çöpleri gördükçe dikkatim dağılıyor.

Doyum Olmamasının Sebeplerine Gelirsek

Kanyonda insan izine neredeyse rastlamıyorsunuz. Bunun yanında doğanın gücüne son derece hayranlıkla tanıklık ediyorsunuz. Ne gibi mi? Düşünsenize, yüksekten akan küçücük bir su sızıntısının kayayı oyarak eşsiz şekiller oluşturduğunu. Sağınızda ve solunuzda yükselen; yağmur ve selden oluşmuş eşsiz su yolları. Kanyonun içindeyken ağaçların açıkta kalmış köklerinden süzülen suya, ağzınızı açıp susuzluğunuzu gidermenin heyecanı, çeşmeden ilk defa su içişiniz gibi.  Ben, Valla Kanyonu’nda doğanın oluşturduğu iki penceresi bir kapısı olan 2+1 ev gördüm. İmkânım olsa oraya yerleşirdim hatta. Kanyonun derinliklerinde şahit olduğumuz suyun; eşsiz renkliliği, ahengi, kudreti yaşadığım yorgunluğun önüne geçiyordu bir şeyleri keşfetmenin ve bir şeylere tanık olmanın heyecanı anlatabileceğim gibi değil.

Akıntı bir koldan çamurlu suyla beslenirken diğer koldan berrak suyla besleniyordu, sanki gümüşün ve altının birleştiği bir nokta gibiydi. Akıntı küçüktü ama gücü o kadar fazlaydı ki bunu, dinlenmek için mola verdiğimiz yerde elimi suya sokunca fark ettim. Elim gövdeme bağlı olmasa sanki kâğıttan bir gemi gibi savrulup gidecekti.

İlk yükseltiden ip inişimi gerçekleştirip bir süre ilerledikten sonra çocukluğumdan kalan bir korkuyla yüzleştim. Yükseklik…. İlerleyebilmemiz için yapmamız gereken tek şey o 1,5 metrelik yükseklikten suya atlamaktı. Her ne kadar yükseklik korkumu belli etmemeye çalışsam da arkamda bekleyen takım arkadaşlarım bacaklarımın titremesini fark etmiş olsa gerekler ki beni cesaretlendirmeye çalıştılar. Birkaç dakikalık cesaretlendirmelerinin ardından o suya atlayabildim havada geçen zaman benim için bir ömürdü belki ama bir o kadar da heyecanı ve korkuyu kemiklerimde hissettim (İp inişi yaparken üstte artçı sizden önce inen öncü ipinizi kontrol eder ve siz inerken tamamen güvende olursunuz. Ama söz konusu atlamaksa işin rengi değişiyor bende). İlk atlayışımı yaptıktan sonra sanırım korkumu yendim. Daha yüksekten atlamayı denemedim hiç ama en azından büyük bir adım attım korkuma karşı. Benden sonra aynı korkuyu yaşayan kişilere ben moral verdim bu sefer. 😊

Özetle; kanyon içindeki doğa harikası el değmemiş oluşumlar ve buna eşlik eden akıntıların içinizde yarattığı tüyler ürperten hayranlığı kemiklerinize kadar hissediyorsunuz. Tüm fobilerine rağmen, sadece ilk adımı atma cesaretini gösterenlerin tanıklık edebileceği manzarayla dolu kanyonun içi.

Son Notlar

Kanyon ile alakalı tecrübesini edindiğim birkaç uyarıda bulunmak istiyorum son olarak:

* Hocalarınızın sözünden çıkmayın ve onları gözlemleyin,

* Kestirme olduğunu düşündüğünüz yoldan gitmeyin, sizden hemen önce öncü hocalarınız zaten girip keşif yapmışlardır ki en güvenli ve kısa yolu tercih ederler,

* Girdiğiniz kanyonda daha zorlu yolu seçmektense daha zorlu bir kanyon tercih edin çünkü kanyona girmenin amacı spor faaliyetidir kendinizi tehlikeye sokmayın,

* Özellikle sulu kanyonlarda öncülerinizin gösterdiği yoldan gidin varsa ip hattının dışına çıkmayın çünkü sifon denilen gizli tehlikelere kapılırsanız geri dönüşünüz olmayabilir -Sifon : Suyun içindeki elektrik süpürgesinin vakumu gibi bir çekim kuvvetidir-,

* Yorgunluğun verdiği strese dayalı ufak çaplı tartışmalara engel olun,

* Teçhizatınızın eksiksiz ve tam olduğundan emin olun,

Eğitim almak isteyen olursa : KAD Kanyon Araştırma Derneğine katılabilir. Tamamen ücretsiz…

Kanyon turlarımızda çektiğim kısa videolarımı aşağıdan izleyebilirsiniz 🙂

Sevgiyle kalın,

Mutlu GÜLEÇ

Akyaka Kamp Alanları

Doğayı Keşfet Kampı